tesettür gelinlik ve balkanlar bilgileri

tesettür gelinlik ve balkanlar bilgileri

 Izgöer. Ahmet Zeki, "Ahmed Cevdet Paşa ve Bosna İslahatı”
İstanbul 1999, S.211-223.
Kresevljakovi<5, Hamdija, Kapetanije u Bosni i Hercegovinı, Sarajevo ıgj^
----, Çengiç Beyleri-Osmanh Devrinde Bosna Hersek Feodalizmi Haki,
Etüd, çev. İsmail Eren, İstanbul 1960. '
Mackenzie, G. Muir - A. P. Irby, Travels in The Slavonic Provinces of Tm,
Europe, c.I-ll, London 1877.
Moreau, Odile, "19. Yüzyılda Bosna'da Zorunlu Askerliğe Direniş",
Silâhlanması Ortadoğu'da ve Orta Asya'da Zorunlu Askerlik (nys.jşjj Derleyen: Erik ]an Zürcher, İstanbul 2003, s.145-154.
Moser, Henri, An Oriental Holiday. Bosnia and Herzegovina. A Hand-bookForı\j Toun'st, London 1895.
Nagata, Yuzo- Maçiko Nagata, "Saraybosna Şeriye Sicilleri Üzerine Bir XII. Türk Tarih Kongresi, c.Ill, Ankara 1979, s.690-724.
Nurdett, Anıta L. R, The Historical Boundaries Betvveen Bosnia, Croctn Serbia:Documents And Maps 1815-1945, London 1995.
Ömer Bosnavi, Bosna Tarihi, Hazırlayan Kâmil Su, Ankara 1979.
Pasic, Amir, İslamic Architecture in Bosnia and Hercegovina,TranslatedbvHiJİB Rijanovic, İstanbul 1994.
Pasko Vasa-Efendija, Bosna i Hercegovina za vreme misije Dzevdet EJeniıı^ Sarajevo 1958.
Pelidiya, Enes, "Karlofça Antlaşması’ndan Sonra Bosna’daki Toplu ^ Hareketleri", Çevren, c.XVl, Sayı;72,1989, s.31-34.
Suceska, Avdo, "Osmanlı İmparatorluğunda Bosna”, POF, vo\. SOıSataıevolSÜı s.434-435.
...., "Bosna Eyaletinde Tekalif-i Şakka", İ.Ü. Tarih Enstitüsü Dergisi, Ssjıll
İstanbul 1982, s.755-762.
Şentürk, Hüdai, "Tuna Vilayeti’nin Teşkiline, Karadağ ve Hersek Vuloıte (1861) Dâir Cevdet Paşa Tarafından Kaleme Alının Layılıa", 861161611,111 Sayı:226, Ankara 1996, s.715-737.
Thoemmel, Gustav, Geschichtliche, politische und topograjısch-staüsi Beschreibung des Vilajet Bosnien das İst das eigentliche Bosnİ6i\, Türkisch Croatien, der Hercegovina und Rascien, WienlH67.
Vucinich, VVayne S., "The Nature of Balkan Society Under OttomanM Review, vol. XXI, no;4, VVashington 1962, s.597-616.
OSMANLIUR DÖNEMİNDE EFLAK VE BOĞDAN (MEMLEKETEYN)
Prof. Dr. M. Alaaddin Yalçınkaya Karadeniz Teknik Üniversitesi
OsmanlIların Romenler ile ilk siyasi temasları I. Murad dönemine rastlar. TOrklerin Balkanlar'da ilerlemesiyle Eflak Voyvodası Vlaicu, 1373’de 1. Murad ile dostluk antlaşması imzaladı. Eflak'ın OsmanlI hakimiyetini kabullenmesi, ise 1391 yılında Voyvoda Mircea'nın (1386-1418) OsmanlIlara vergi ödemesiyle başladı. Ancak Mircea’nın Avrupa’da OsmanlIlara karşı oluşturulan Haçlı ittifakına katılması sonucunda, bu dostluk bozuldu ve 1396 Niğbolu Savaşı’nda Haçb kuvvetlerinin yenilmesinden sonra. Voyvoda Mircea tekrar Osmanlı hakimiyetini tanımak zorunda kaldı. Voyvoda Mircea, 1. Bayezid’in yanında 1402’de Ankara Savaşı’na katıldı. Ardından Yıldırım Bayezid’in ölümünden sonra Fetret Dönemi’ndeki saltanat mücadelesinde, kendine damat edindiği şehzade Musa Çelebi’ye büyük destek verdi ve şehzadenin savaşta öldürülmesinden sonra da Düzmece Mustafa’ya yardımda bulundu, muştu. 1. Mehmed’in Osmanlı Devleti’ni tekrar toparlaması üzerine, 1417’de bir kez daha Osmanlı hakimiyetini kabul edip, vergi vermeye başladı.
tesettür gelinlik Bu bağlamda konuya baktığımızda Eflak Voyvodalığı Mircea’dan sonra sık sık OsmanlIlar ile Macarlar arasında mücadele sahası olmuştur. 12 Haziran H44’de yapılan Segedin Antlaşması ile Eflak’ın OsmanlIlara haraç vermesi ve voyvodaların Macar Kralı’na tabii olması gibi ikili bir hükümranlık kabul edilmiştir. Ancak Eflak’ın ileri gelen boyarları (toprak sahibi asilzadeler) Osmanlı lukiıniyetini seçmişlerdir. Bazı Eflak voyvodaları Osmanlı-Macar çekişmesinden istifade ederek yer yer isyan hareketlerinde bulunmuştular. Bunlar arasında 'Kazıklı Voyvoda veya Drakula” olarak bilinen Voyrvoda Vlad Tepeş (1456-1462), dsıuanlılarla mücadele girişmiş, Tuna’yı aşarak Dobruca’yı talan emiş ve bölge-
Müslümanları katletmiştir. 1462 yılında Fatih Sultan Mehmed’in giriştiği lurekat üzerine Erdel’e (Transilvanya) çekilmiş ve Macar Kralı tarafından hapse
atılmıştır. Vlad Tepeş'ten sonra ''güzel" lakabıyla tanınan kardeşi Rady, 1474), Eflak voyvodalığına getirilmiştir. Radu tam manasıyla Osmanlı^*' olmuş ve vergisini ödemiştir. Mircea'nın OsmanlIlara karşı savaşları Romç *' hinde olduğu gibi, edebiyatında da büyük bir yere sahiptir. Nitekim Roınç^j/ en ünlü şairi olan Mihail Eminescu’nun en uzun tarihi şiirlerinden biri.Mircj,. OsmanlI Sultanı ile yaptığı bir hayali konuşmayı ve ondan sonra meydanagj^ savaşı tasvir etmektedir.
OsmanlIlar ile Boğdan (Moldavya) arasındaki ilk temas 1. MehmedileVoy^|j|j Alexandru çel Bun zamanında olmuştur. Bu dönemde Türkler Akkirnıan'ıjj. şatmışlar, fakat alamamışlardır. II. Murad zamanında da Osmanlı-E kileri devam etmiş ve İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı Devleti'net muştur. Voyvoda Petru Aron 1455 Eylül’ünden itibaren OsmanlIlara yıldaki altın vermek kaydıyla varlığını koruyabilmiştir. Fatih Sultan Mehmed, Boğıjj VoyvodalığTnın iç işlerine karışmamış ve de Boğdan’ı Balkanlardaki eyaletiff deki gibi bir Osmanlı paşası tarafından idare edilen bir eyalet haline getirmeuç tir. Boğdan voyvodalarının en büyüğü olan Büyük Stefan çel Mare, 1473yıln^ OsmanlIlara vergi vermeyip harekete geçerek, Eflak'a hücum edip birçokinjj nı öldürmüş ve ülkeye zarar vermiştir. Hatta 1475'te Rumeli Beylerbeyi Haıit: Süleyman Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerini yenmiştir. Bu sıraları!; Fatih Sultan Mehmed Venedik, Napoli ve Papalık ile denizlerde; Amavutlarn Macarlar ile karada savaş halindedir. Kırım'ın OsmanlIlara ilhakı da butaıii te olmuştur. Bu başarısından dolayı Voyvoda Stefan'a Papa tarafından Isa® Pehlivanı" unvanı verilir. Ertesi yıl Fatih Sultan Mehmed, bizzat Boğdanseferiif çıkmıştır ki bu seferde Osmanlı ordusunda Eflak kuvvetleri de vardır. Osmaî ordusu Boğdan birliklerini Akdere mevkiinde büyük bir hezimete uğratan! beyliğin merkezi Suceava'ya girmiş, ancak kaleyi ele geçirememiştir, 0 sıraiı Boğdanlıların her tarafı yakıp yıkarak geri çekilmeleri sebebiyle, Osmanlıoı duşunda kıtlık çıkması, yeniçeriler arasında vebanın baş göstermesi ve Mas Kralı'nm da savaş hazırlıklarına başlaması üzerine Osmanlılar geri çekiltnekıa runda kalmıştır. II. Bayezid zamanında 1484'te Buğdan'ın kilitleri ve kapılandı rumunda olan Kili ile, Karadeniz kıyısındaki Akkirman'm ve civar topraklanııi! alınmasıyla bölge kesin olarak OsmanlIlara bağlanmıştır. Çok büyük önemesalı? olan bu iki şehirle ilgili olarak Büyük Stefan "Kili ve Akkirman bütün Moldavyı Moldavya da Macaristan ve Lehistan için bir duvar mahiyetinde idi" demektfdı' Osmanlı hakimiyetinin Buğdan'da sağlanmasından sonra kuzeye doğruOsiM»» fetihleri daha kolay olmuştur. Komşularından istediği yardımı alamayan Macar Kralı Matyas Corvin’i ve Lehistan Kralı ]an Aibrecht'i yenerek adetao«k n cezalandırmıştır. Ömrünün sonlarına doğru Osmanlı hakimiyetine tamolaı» boyun eğen Stefan yıllık 4000 altına çıkartılan vergiyi ödemek zorunda kaktır. Büyük Stefan öleceği zaman papazları, danışmanları, büyük boyarları
BALKANLAR EL KİTABlj381
,^risle''ini ve saraydaki herkesi çağırmış ve öğütlerde bulunmuştur. Vasiyetinde .gen Moldavya’yı düşmana karşı koruyabildim, ama siz bu işi yapamayacaksınız, jayıfsınız- Komşularınızın en güçlüsü ve bilgesi Türkler’dir, bu nedenle Türkler'e goyun eğmenizi istiyorum." diye nasihat etmiştir.
tesettür gelinlik Görüldüğü üzere hem Eflak hem de Boğdan 15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı hakimiyetini tamamen kabullenmişlerdir. Osmanlı hakimiyeti sırasında Eflak ve Boğdan Voyvodalıkları’nm yönetiminde iki ana dönem ve bir dolaylı dönem olarak siyasi ve idari safhaları görmekteyiz. Birinci safha Osmanlı hakimiyetine girişten, 1711 Prut Savaşı’na kadarki safha yani "Boyarlar Dönemi"; ikinci safha 1711 Prut Savaşı’ndan, 1821 Yunan İhtilaline kadarki safha "Fenerli Beyler Dönemi"; son safha ise 1821 Yunan İhtilali’nden, 1829 Edime Antlaşması’na kadar süren safha "Yerli Prensler Dönemi"’dir. Edirne Antlaşmasından sonra Osmanlı Devleti ve Rusya, Eflak ve Boğdan üzerinde iki metbu devlettirler. Bu süreç 24 Şubat 1859’da Eflak ve Boğdan Voyvodahklan’nm birleşmesi sonucunda Romanya’nın kuruluşuna kadar sürmüştür.
Boyarlar Dönemi Memleketeyn Voyvodalıklan’nın Sosyal, Ekonomik ve Küitürei Durumu
Eflak ve Boğdan Voyvodalıkları Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra, haraç ve peşkeş ödemekle yükümlü birer haracgüzar veya ehl-i ahd (muahidin) beylikler durumuna getirilmiştir. Bu beylikler Osmanlı yönetiminde çok geniş bir otonomiye sahip olmuşlardır. Bunların topraklarına İmparatorluğu’n diğer yerlerinden yerleştirilmek üzere iskancı insanlar getirilmemiş, toprakları mevcut sahiplerinden müsadere edilmemiş ve Müslümanların bu topraklarda cami yapması ve sahibi olması yasaklanmıştır. Buna mukabil yöneticiler, Osmanlı hükümdarlarının düşmanına düşman ve dostuna dost olmak durumundaydılar. Özellikle Eflak’ta Radu cel Mare (1495-1508) ve Neagoe Basarab (1512-1521) zamanında kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Romen milli kültürünün temelini oluşturan hususlarda hamleler yapılarak Romanya’nın en başta gelen kültürel eserler bu zamanda ortaya çıkmıştır. Radu, eski Fener Patriki Nifon’un yardımı ile, dini cemaati yeniden teşkilatlandırmış ve ülkesinde mat-iıaayı kurmuştur. Manastirea Dealul’de keşiş Macarie tarafından 1508’de bir ayin kitabı ilk basılan eser olmuştur. Ayrıca Neagoe Basarab zamanında Curtea deArgeş’te muazzam piskoposluk binası inşa edilmiştir. Bu binanın mimarisin-Mimar Sinan'ın tesirleri görülmektedir. Yine bu dönemden itibaren Eflak ve ^dan’dan Yunanistan'da bulunan manastırlara büyük ölçüde yardımlar gön-'İfrilmiştir. Bundan dolayı Eflak ve Boğdan'ın Ortodoks halkı "bütün Aynoros nın (Athos) büyük banisi" olmuşlardır.
3821 BALKANLAR EL KİTABI
OsmanlI Devleti XVI. yüzyıla gelindiğinde Eflak ve Boğdan üzerinde bir hayli artırmıştır. 1526'da özellikle Macaristan'ın fethinin ardından''|^*’'*'ı-Kuşatması sonrasında, voyvodalıkların
isyanlar sonucunda vo)rvodalıklar büyük ölçüde can ve mal kaybı olmur^' isyanlar genelde bölge halkı üzerinde belli oranda milli şuur uyandıraca], " ğınık halde olan Romenleri bir çatı altında buluşturacak bir devlet masının zeminini hazırlayacak tarzdadır. Avusturya ve Lehistan, Menılei; * Voyvodalıkları’nı yanlarına çekerek OsmanlIları iç meselelerle uğraştımij|| runda bırakükları gibi, aynı zamanda da kendilerine Hıristiyan birgiiçe|j ** miş olacaklardır. Bu dönemde Romen tarihi açısından Osmanlı idaresine! en önemli ve geleceğe yönelik kültürel uyanışın ilk emaresi olan isyan gerçe? miştir. Eflak Voyvodası Kahraman Mihai diye anılan Mihai Viteazul (I593.1J vergi yüzünden isyan etmiştir. Mihai, Koca Sinan Paşa komutasındaki oni| Kalugareni'de baskın yaptıktan sonra geri çekildiyse de Erdel " ' ‘
yardımıyla tekrar Eflak'ı ele geçirmiştir. OsmanlIlar Bathory ve Lehistan iledjjı luk kurarak Mihai'yi yalnız bırakmamışlardır. Bunun üzerine Eflak Voyvoıijj 1599'da Erdel’i işgal etmiş ve ardından hızlı bir hareketle Hotin'e kadar ilerltj^ rek, 1600 yılında da Boğdan'ı işgal altına almıştır. Sonuçta Mihai Eflak, BojJj ve Erdel'i birleştirip kendisini bu üç ülkenin hakimi ilan ederek Mihai "Do*' (yurdun efendisi) unvanını almıştır. Fakat Mihai 1601'de Avusturya ordulan® başında bulunan General Basta'ya yenilerek öldürülünce, üç beylik tekrarayıt mıştır. Mihai'nin bu üç ülkeyi çok kısa bir süre için dahi birleştirmeyi başamş olması, ona Romen tarihinde gittikçe önemi büyütülen sembolik bir mevkii la zandırmıştır. Bu birleşme Romenlerin tek bir ülke içinde ilk birleşmeleri olri nitelendirilmektedir
XVII.yüzyıl Eflak ve Boğdan için sosyal ve kültürel anlamda en 1 nemler olup, yerli Romen kültüründe büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.Özelli Bizans İmparatorluğu ailesi ahfadından olduğunu iddia eden Eflak Voyvodal® Şerhan Cantacuzino (1678-1688) ve Constantin Brancoveanu (1688-1714J» voyvodalıkları sırasında matbaa sayısı ve yüksek tabaka arasında ota» ve yazma bilenlerin oranı bir hayli artmıştır. Cantacuzino Romence’ye tam bir tercümesini yaptırmıştı. Brancoveanu zamanınd Cantacuzino’nun bir çeşit üniversite şeklinde kurduğu yüksek okul genis'*'® miş, kültür faaliyeti daha da genişletilmiştir. Metropolit Antim İvireanulBû^ Snagov, ve Boza’daki üç matbaada Romence, Salavonce, Yunanca, Arapça,'!®'^ ve Gürcüce eserler bastırılmıştır. Bu dönemde mimaride Rönesans’ın sonf-sımaları ve Barok'un ilk izleri açık bir şekilde görülmektedir. Buyüzyı'<^®'
tesettür gelinlik BALKANLAR EL KİTABİ 383
fjksahibi aileler ekonomik güçlerini arttırmış ve yer yer bölgesel hanedanlıklar lıurtnuşlardır.
Boğdan'a gelince, burada bu yüzyıl içerisinde özellikle dini gelişmeler olmuştur. Yanında birçok İstanbul Rumu ile Boğdan’a gelerek burada da iki defa lıüküm süren Voyvoda Radu Mihnea zamanında (1616-1619,1623-1626) özellikle Hıristiyanlığı yayma faaliyetleri iyice artmıştır. Mihnea zamanında Movila ailesinden meşhur Kief Metropoliti Petru, Ortodoks Kilisesi’ni teşkilatlandırmış, Boğdan’da bir çok manastır açılmış ve kitaplar basılmıştır. Yine bu asırda Buğdan’da Rum nüfuzu artmıştır. Daha önce ki dönemlerde İstanbul Patrikleri Boğdan’a bir çok din adamı göndermişlerdir. Zira Boğdan kilisesi İstanbul’daki patrikhaneye bağlıdır. Mihnea zamanında Memleketeyn Voyvodalıkları üzerinde Rum tesirinin fazlalaşması sebebiyle, Rumların Tuna’ya doğru teveccühünden başka, her iki ülkenin bir çok arazisi de Rum manastırlarına vakfedilmiştir. Ayrıca Rumlar ticaretle meşguliyet adı altında devamlı surette Boğdan’m iç işlerine karışmışlardır. Bu ise Rumlar başta olmak üzere diğer yabancı unsurlara karşı isyan hareketlerini tetiklemiş ve voyvodalara karşı ayaklanmalara neden olmuştur. XVII. yüzyılın ortalarına kadar Osmanh Devleti, çeşitli iç ve dış meselelerle uğraşmak zorunda kaldığından voyvodalıklardaki olaylarla pek ilgilenmemiş, serbestçe hareket etmelerine göz yummuştur.tesettür gelinlik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder