tesettür gelinlik ve balkanlar konu
Eflak ve Boğdan Voyvodalıkları 1699 Karlofça Antlaşmasından sonra, OsmanlIlara tabi olmaya devam etmişlerse de komşu Hıristiyan devletlerle irtibata geçmekten ve onlardan yardım istemekten geri kalmamışlardır. Uzun yıllar İstanbul’da kalan, hatta bir Osmanh Tarihi ile Türk musikisi üzerine bir kitap yazan ve birçok şarkı besteleyen Dimitri Kantemir, voyvodalığı zamanında Rus Çan Petro ile bir ittifak yapmış ve böylece Rusya’nın Romanya siyasetine karışmasına neden olmuştur. Yaş’ta imzalanan bu muahadeye göre, Boğdan Tuna ve Karadeniz’deki eski sınırlarına kavuşmuş olacak, voyvodalık Kantemir ailesinde kalacak, hatta Rusya güya hiçbir karşılık beklemeden 10.000 askerin maaşını ödeyecektir. Boğdan Vakanüvisi Kostin, Kantemir’in Ruslarla birleşme kararını genç boyarların desteklediğini, yaşlı ve tecrübeli boyarların ise karşı çıktıklarını belirtmektedir.tesettür gelinlik Rusların 1711'de Prut Savaşı’nda OsmanlIlara yenilmesi ve yapılan antlaşmadan sonra, Dimitri Kantemir Rusya’ya kaçmış ve Çar 1. Petro’nun müşaviri olmuştur. Kantemir'in bu ihanetinden sonra Eflak Voyvodası’mn da Çar l. Petro’ya Prut Savaşı’nda yardım ettiği ileri sürülerek İstanbul’a getirilmiş, ardından da Eflak Voyrvodası Constantin Brancoveanu ve dört oğlu birlikte idam fdilmiştir. Halk tarafından çok sevilen Brancoveanu’nun büyük servetine el koymak isteyenler bir hayli kalabalıktır. İstanbul’da geniş nüfuzu olan Boğdan Vodası Kantemir’in Brancoveanu’nun Osmanh hükümetine sadık kalmadı-&yolunda şikayette bulunması idamda etkili olmuştur. 111. Ahmed dönemi iti-
bariyle XVIII. yüzyıl başlarında beliren Rus tehlikesine ve Avusturya ıı, karşı Memleketeyn Voyvodalıkları başlıca müdafaa hattı olarakgörülmij * Ahmed bu voyvodalıklara yerli boyarlar tayin etmekten vazgeçip bunıaijj sürekli BabIali’nin kontrolünde kalabilecek Fenerli Rum ailelerinin önde lerini getirmeyi uygun görmüştür.
Fenerli Beyler Dönemi Memleketeyn Voyvodalıklarının Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Durumu
OsmanlI Devleti 1711'den itibaren Boğdan'a ve 1715’ten itibaren 1821’e kadar 110 yıllık bir süre içerisinde, genelde Fenerli Rum aile^' voyvodalar atamıştır. Böylece Divan-ı Hümayun Baştercümanı Alejoıj. Mavrokordato’nun oğlu Nikola Mavrokordato'nun 1711'de Boğdan'ıni^ vodası ve aynı şahsın 1715’de Eflak'ın ilk voyvodası olmasıyla Romanyay,! bir tarihi sürece girmiştir. Aralarında halis Romen ve Arnavut kökenlilenn|j bulunduğu ve Batı kaynaklarında "Hospodar" denilen bu beyler padişahınlij memuru haline gelmişlerdir. Türkler bunlara "BabIali’nin Avrupa'ya çevrüt, iki gözü" demektedirler. Bu beyler sık sık değişmekte ve prensipte en çok jjf yıllığına tayin edilmektedirler. Fenerli beylerin eskiden kalma yükümlülük, ilaveten, her cülusta ve her sene başında, miktarı değişen ve "mükerrer’aünj rilen vergiler konulmuştur.
Yine Fenerli Rum voyvodalar zamanında Memleketeyn'in ahlaki dururaıısı silmiş, rüşvet ve entrikalar artmıştır. Fenerli beyler dönemi entrikalar, pazafi lar, fırtınalar ve kıran kırana hesaplaşmalar, tuzaklar ve korkular dolu llöyl çetrefelli bir dönemdir. Fenerli beyler bir taraftan miraslarına konmak isti leri Bizans İmparatorluğu’nun entrikalarını kendilerine mal etmişler, öte|i dan OsmanlI kimliklerini adeta kıskançlıkla korumuşlardır. Bu beyler ikitıf, paşa rütbesi taşımakta ve doğal olarak Eflak ve Boğdan’da daima Babialte ajanı olarak tepki görmektedirler. Fenerli beyler, resmen BabIali’nin temsiks olup Memleketeyn’de mutlak hükümdardılar. Voyvodalık bu dönemde gen# en yüksek fiyat teklif edene verilmekte, bey yaptığı harcamayı karşılamakif devlet memuriyetini satıp, vergileri artırmaktadır. Voyvodanın da I oluşan bir divanı vardır. Çoğu kez yüksek memuriyeti yine Fenerli j dağıtmaktadır. Fenerli Rum beyleri dönemi genel olarak Memleketeyn’dei^ retle anılan bir devirdir. Patrikhanenin desteklediği Rum beyleri, berabetsk getirdikleri çok sayıda akrabaları ve Rum iş ortakları ile yerli halkı sömûrBik lerdir. Romen köylüsüne köklü bir fakirlik kültürünü de aşılayarak Allah'ın^ dilerini, beylerini beslemek ve hizmet etmek için yaratmış olduğu işlemişlerdir. Bununla birlikte Constantin Movrokordato’nun Eflak ve Voyvodalıkları döneminde serflik sistemi lağvedilmiş, köylülere bazı şal'*'"'
fiyetler tanınmıştır. Yine bu dönemde voyvodalıkların birçok yerinde okullar ve lıastaneler açılmıştır.
Eflak ve Boğdan'ın Osmanlı himayesinde bulunan patrikhaneye karşı dini ba-Idiadan nüfuzunun olması bir bakıma Slav tehlikesini önlemişse de Bizans'ı diriltme çabalarına büyük destek sağlamıştır. Mavrocordato, Cantacuzino gibi isimler taşıyan Eflak ve Boğdan Voyvodaları, 1750'den sonra İstanbul Patrikhanesi'yle işbirliği yaparak eski Bizans Devleti'ni canlandırma yolunu aramışlar ve Bizans milliyetçiliğini yaymışlardır. Fenerliler devrinde Memleketeyn bu milliyetçiliği besleyen ekonomik bir kaynak, talim ve terbiye sahası olmuştur. Her ne kadar Fenerliler devrinde Memleketeyn Batı’ya açılma yolunu tutmuş, okullar ve hastaneler kurulmuş, hatta esareti kaldırmak gibi ileriye dönük olumlu adımlar atılmış da balk çok büyük güçlükler içinde yaşamıştır. 1774 Küçük Kaynarca, 1792 Yaş ve 1812 Bükreş Antlaşmaları’ndan sonra Osmanlı Devleti Memleketeyn’de güttüğü siyasette Ruslara danışarak hareket etmek zorunda kalmıştır. Bu antlaşmalar neticesinde Rusya, Eflak ve Boğdan üzerinde siyasi, diplomatik, ticari ve kültürel alanlarda birçok haklar elde etmiştir. Rusların Rum voyvodalarla iş birliği yapma imkanlarının önündeki bir çok engelin ortadan kalkmaya başlaması, voyvodaların yerli halk üzerinde Rumlaştırma politikalarıyla birleşince büyük tepkiler doğmaya başlamıştır. Bu durum karşısında her geçen gün halkı ağır bir şekilde sömüren Fenerli Rumlar’dan kurtulmak amacıyla çıkan isyanda Eflak'ta 1821 yılında Tudor Vladimirescu isyanı ateşleyen kişi olmuştur.
Yerli Prensler Dönemi Memleketeyn Voyvodalıkları’nın Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Durumu
Tudor'un isyanı sosyal olduğu kadar siyasi ve milli bir hareket olarak Eflak'ı Fenerli Rumlar idaresinden kurtarmakla kalmamış, Romenleri modern çağın eşiğine getirmiştir. Tudor Vladimirescu'nun isyanı 1821'de Rus Çan'nın desteğiyle Kınm'da harekete geçen Alexandre İpsilanti'nin Eteriya Rum Hareketi'yle aynı tarihe rastlamaktadır. Rus tarihçileri bu iki hareketi Balkanlar’da Türklere yönelik olarak göstermek istemektedir. Halbuki Tudor Vladimirescu, İpsilanti'nin Türklere karşı beraber çarpışmak çağrısına "Ben Türklere karşı değil Rumlara karşı ayaklandım" şeklinde cevap vermiştir. Vladimirescu’nun kuvvetleri Bükreş civannda İpsilanti’nin kuvvetleriyle çarpışmış ve nihayet Eflaklı lider ihanete uğrayarak İpsilanti tarafından öldürülmüştür. İpsilanti’nin organize ettiği Rum Mali hareketi, Boğdan Voyvodası Mihail Suça tarafından desteklenmektedir. Meydana gelen bu olaylardan sonra II. Mahmud, Eflak ve Boğdan’a Fenerli bey-luri tayin etme siyasetine son vererek, eskisi gibi yerli Memleketeyn ailelerini 'Mara getirme yolunu tutmuştur. Osmanlı Devleti 1822’de Grigore Ghika'yı Eflak'a ve lon Sandu Sturdza'yı Boğdan’a voyvoda olarak atamıştır. 1826’da
tesettür gelinlik 386İ BALKANLAR EL KİTABI
OsmanlIlar ile Ruslar arasında yapılan Akkirman Antlaşması ile d birbirine benzemesi yüzünden, beyleri aynı zamanda tayin edilen tin voyvodalarının 7 yıl süreliğine atanmaları kararlaştırılmıştır. Buj, resi 1828 Osmanlı-Rus Savaşı’nın başlaması akabinde Rusya’nın işgaliyle son bulmuştur.
Sonuç olarak, Osmanlı hakimiyeti bu dönemden sonra resmen olu, büyük ölçüde fiilen Memleketeyn Voyvodalıkları'nda sona ermiştir, Memleketeyn’de çıkartılmak istenen Rum İhtilali’nin Mora’yasıçraya,^|jy*'' İhtilaline dönüşmesi akabinde, meseleye Rusya ile aynı paralelde hareket olan İngiltere, Fransa ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin destek vermesitaij*'’ miştir. Zaten önceki antlaşmalarla Eflak ve Boğdan üzerinde RuslaraveriJ' tiyazlar 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Edirne Antlajı,' Eflak ve Buğdan’ın öteden beri Osmanlı Devleti’ne belirli fiyatlar üzerindeı, satma mecburiyetini kaldırarak, bu ülkenin dünya piyasalarına açılmasını mıştır. Ancak Ruslar kendilerine savaş tazminatı ödeninceye kadar butaı|j|. maya karar vermişlerdir (1834). Bu sırada General Kiselef, vali sıfatı ileEJ^ Buğdan’ın boyarlarından bir meclis teşkil etmiş ve 1830’da yürürlüğe kom^ bir anayasa hazırlatmıştır. Anayasaya göre köylüler dışındaki bütün sınıHjıj, 132 kişilik bir mebusan meclisi oluşturulacak, prensi bu meclis seçecek,kai|, lan da yine bu meclis yapacaktır. Ancak yapılacak kanunların metbudevidt sıfatıyla OsmanlIlar ve Ruslar tarafından tasdik edilmesi gerekmektedir,
Görüldüğü gibi Eflak ve Boğdan’da Osmanlı Devleti’nin diğer eyaletleriııtü zaran çok tesirli bir Osmanlı idaresi olmamakla birlikte, Osmanlı-Türkik pozitif olarak görülmektedir. Osmanlı piyasası Memleketeyn kökenli iirMai doludur. Özellikle bölgenin buğdayı, sığırı, atı, arpası, tuzu, balı, balmumuk neviri ve cevizi, saray ihtiyaçları karşılandıktan sonra, İstanbul başta olınakt re bütün Osmanlı topraklarına ve dış dünyaya satılmaktadır. Eflak ve Bojık Osmanlı Devleti ile yaptığı ticaretten dolayı yeni ticari metaalarla tanışııijE Bu mallar genelde pirinç. Amerikan mısırı (ilkin 'Türk dansı’ olarak biliniri» daha sonraları Romanya köylülerinin ekonomisindeki temel ürün olımiî®) tütün, pamuk, anason, kahve, susam, karpuz ki (RomanyalIlar bunaharbuıılî 1er), leylak, lale, sümbül, karanfil gibi bazı çiçeklerdir. Romanya Voyvodali' zamanında en kalıcı Osmanh-Türk tesiri mutfak alanında görülmektedir®* yemekler, örneğin Türk sarması (sarmalute) Boğdan’ın milli yemeklerindri'^' muştur. Aynı şekilde benzer, Türk kültür izlerini diğer Balkan memleketler®' de görmek mümkündür. Eflak ve Boğdan’da Osmanlı tesirleri mahalli süsö®** lerinde, giyimde, dokumada ve seramikte de görülmektedir.tesettür gelinlik

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder