tesettür ve platon felsefe konu

tesettür ve platon felsefe konu 

tesettür diyorki -Cn'rçt'kiı'n do S>kr.,los, bylo olduj^uınu düşünmüyorum.
tBunu sin lodı^nü dııvıiu^ıımda, I lippothalos'e döndüm ve ne-
n'dovs«* b»r g%d vapıvorıinm, çünkü ona şunu söylemek üzereydim *^olu şu. nıp}Xühalos, senin yaptığının tersine, yani onu şişirip, şımartmak \ erine, sevdirin iıakkında alçakgönüllü ve onu aşağı-Uyu'i konuşmalısın." Fakat gördüm ki, söylenenler karşısında çok hoyceanlı ve katası karışıktı ve hatırladım ki,tesettür yakınlarda olmasına ra^nH'n, l.vsis tarafından görülmek istemiyordu ve ikinci kezdüşü-rH'rv’k bunu vapmadım.
jnBu arada Meneksi'iıos geri geldi ve Lysis'in yanındaki yerine
oturvlu, ve l.ysis, Meneksenos duymasın diye, çocuksu ve etkileyici bir tavırla gizlice kulacıma fısıldadı:
-B.ma anlattıklarını Meneksenos'a da anlat, Sokrates.
-C'ina kendin anlat, Lysis, diye cevap verdim; çünkü eminim ki söylenenleri dikkatle dinledin.
-kt'sinlikle, diye karşılık verdi.
-Çt /.aman bu sözleri hatırla ve ona aynen bunları tekrarla ve
b e^er bir şev unutacak olursan, bir daha görüştüğümüzde bana
bunu sor.
-Oy le yapacağım, Sokrates; fakat şimdi git ve ona yeni bir şeyler anlat ve kalmaya iznim olduğu sürece benim de duymamı sağla.
-Hğer sen rica ediyorsan, dedim, bunu reddedemem; fakat o zaman, bildiğin gibi, Meneksenos çok hırçın, dolayısıyla beni üzmel
c için harekete geçerse gelip beni kurtarmalısın.
-Fvet gerçekten de, dedi; çok hırçın ve bu yüzdendir ki onunl. tartışmam istiyorum.
-Yani kendimi rezil mi edeyim?
-Elbette hayır, dedi; fakat onun hakkından gelmeni istiyonm
-Bu hiç de kolay bir şey değil, diye cevapladım; çünkü çok zorl
biridir Kteşippoa'un öğrenci»!. Ve işte Ktesippos'un kendisi görüyor musun?
-Eğer anlamını doğru kavradıysak en azından yansı,tesettür btiyuk ıh timalle tamamı doğrudur. Kötü bir adam başka bir kötü adamla ne kadar fazla vakit geçirir ve ona ne kadar çok yakın olursa, ondan z^rar gördüğü için, bir o kadar da ondan nefret edecektir; ve zarar veren ile zarar gören asla dost olamaz. Bu doğru değil mi?
-Evet, dedi
-Eğer kötüler birbirlerine benziyorlarsa, o zaman söylenenlenn yansı yanlış, öyle değil mi?
-Bu doğru.
-Fakat tahminimce söylenenlerin asıl anlamı, iyiler iyilere benzerler ve birbirleri ile dost olurlar; fakat, onlar hakkında hep söylendiği gibi, kötüler hiçbir zaman ne başkaları ne de kendileri ile birlik içinde olamazlar; çünkü onlar hiddetli ve huzursuzdurlar ve kendi içinde uyumsuz ve düşman olan hiçbir şey başka hiçbir şey ile birlik ve ahenk içinde olamaz. Katılmıyor musun?
-Evet katılıyorum.
-O zaman, dostum, benzerler benzerleriyle dost olur diyenler aslında, eğer onları doğru anladıysam, iyi sadece ve sadece iyinin dostudur diyorlar; ve kötü hiçbir zaman, iyi ya da kötü, gerçek dostluğa sahip olamaz. Katılıyor musun?
Başını sallayarak onayladı.
-O /.aman artık şu soruyu nasıl cevaplayacağımızı biliyoruz "Dostlar kim?" çünkü argümanımız gösteriyor ki "iyiler dost."
-Evet, dedi, bu doğru.
-Evet, diye karşılık verdim; fakat henüz bu cevap beni tam anlamıyla tatmin etmiyor. Cennet adına, sana neden şüphelendiğimi söylemeli miyim? Söyleyeceğim. Diyelim ki, benzer, her ne kadar benziyorsa, bir benzerinin dostu ve ona faydası var ya da izin ver başka türlü anlatayım Bir benzer benzerine kendi kendine sağlayamadığı yararı ya da /.aran sağlayabilir mi ya da kendinde olmayanı benzerinden bekleyebilir mi? Ve her ikisinin de birbirine bir faydası yoksa, nasıl birbirlerini st'vebilirler’tesettür Sevebilirler mi?
-Hayır sevemezler
-Ve sevilmeyen dost olabilir mi?
-Elbette olamaz.
-Fakat söylenebilir ki benzer. Kmzer olduğu sUreve, K-n/erin dostu değildir; fakat iyi, iyi olduğu sürece ivi olanın dostu olabilir, öyle değil mi?
-Doğru.
-Fakat yine de, iyi, iyi olduğu sürece, kendi kendine yelmez mi?
Elbette yeter. Ve kendi kendine yeten, kendinden başka hiçbir şey istemez ki bu yetmek sözcüğünün kendisinden vle «.ıkarılır.
-Elbette.
-Ve kim hiçbir şey istemezse, o hiçbir şev arzulamayacaktır, I öyle mi?
-Evet öyle.
-Aşık da olamaz çünkü arzulamaz, öyle değil mi?
-Evet öyle.
-O hâlde karşısındakini sevemez, öyle değil mi?
-Elbette sevemez.
-O zaman, iyi insanların başka iyilere ihtiyaçları olmuyorsa (çünkü kendi kendilerine yetebilirler) dostluğa kalan yer nerde?
Böyle insanlar nasıl başkalarına değer verebilir ki?
-Vermezler.
-Ve eğer birbirlerine değer vermezlerse dost olamazlar, öyle değil mi?
-Çok doğru.
-O zaman, Lysis, görüyorsun ki söylediklerimizin hepsinde yanılmıyoruz, yoksa gerçekten de tamamen hatalı mıyız?
-Nasıl olur? Diye karşılık verdi.
-Şimdi hatırlıyorum ki, benzer benzerinin, iyi de iyinin en büyük düşmanıdır demişti biri, öyle değil mi? Evet dedi ve Kesiod'un şu sözlerinden alınh yaptı: "Zorunluluktandır ki, en çok benzeyenler birbirlerine en çok düşmanlık, kin ve nefret duyanlardır ve en zıtlar da en iyi dostlar. O yüzdendir ki, fakir zenginle dost olmaya, zayıf güçlünün yardımına, hasta doktora ve cahil de bilgeye muhtaçtır." Gerçekten de benzerler arasındaki dostluk doğru değildir, hatta doğrunun tam da zıddıdır ve iki kişi ne kadar zıtsa o kadar «loattur demek için çok tumturaklı bir dil kullanmış; Çünkü her şey-tesettür