tesettür ve platon felsefe bilgileri
tesettür dediki Bdylece, günü gününe yaşar bu adam,» dedim, »keıulınl guıuin ^vubnna bırakır Bugün içki içip flüt dinler, yarın sade su »ç.p »h>i •./ «İ4T bir gün idman yapar, bir gün aylak aylak oturup her şevi „stü bırakır; kim. /aman da felsı-feye dalmış görünür Ç,“ğu /a ^ ^vla Uğraşır, kürsüye fırlayıj' aklına esen, sövleı aklınaeseni yapar.tesettür Bir bakarsınız, savaşçılara özenip savaşçı o!m bakarsınız; iş adamı olmaya heveslenip ticarete atılrmşhr**^ şında ne düzen, ne de zorunluluk vardır; ama o, gene de bu zevkli, özgür, mutlu sayar, sonuna kadar buna yapışır.^ *
«Eşitlik düşkünü adamın yaşayışını çok iyi anlattındo^y
«Bence bu adam, çeşitli nitelikleri kendinde toplayan,çok vo,^ bir adamdır, tam demokratik siteye uygun, alaca bulaca, adam. Bu yüzden, birçok kadın ve erkek, onun yaşayış düzenn. huy bakımından en bol örnekleri taşıyan hayatına imrenirler.
«öyledir.»
«öyleyse, böyle bir inşam demokrasiyle bir araya koymak vf ona demokrasi insanı demek yerinde olmaz mı?»
«Yerinde olur,» dedi.
«Artık sıra en güzel yönetim biçimiyle en güzel insanı incelen^ ye geldi: Tiranlık ve tiran.»
«öyle.»
«Şimdi, sevgili dostum, tiranlığın nasıl ortaya çıktığım görelim Şüphe yok ki bu yönetim biçimi demokrasiden türer.»
«Evet, şüphe yok buna.tesettür»
«Peki, demokrasiden tiranlığa geçiş de oligarşiden demokrasiye geçiş gibi olmaz mı?»
«Nasıl?»
«Oligarşiyi kuran iyi ülküsü, zenginlikti değil mi?»
«Evet.»
«Bu yönetimi yıkan da, doymak bilmez bir zenginlik tutkusu, bunun dışında hiçbir şeye önem verilmemesiydi.»
«Doğru.»
«Peki, demokrasiyi de yıkan, onun iyi ülküsü, iyi ölçüsü saydığı şeye karşı o doymak bilmez tutkusu değil mi?»
«Hangi şeye?»
«özgürlüğe,» dedim. «Çünkü demokratik bir sitede, duyarsm, el üstünde tutulan şey özgürlüktür derler, bu yüzden de özgür ^ğmuş bir insanın bu siteden başka bir yerde yaşayamayacağını
«Evet, her yerde duyulur bu sözler.»
«işte, demin de söylemek istcîdigim • değişime uğratıp Uranlığa başvurmak 2^
«kav:m»»/s.ı, bir dcih.ı utanma fırsatını da bulamaz
^kav'arkon du yakalamlı mı, ölümden kurtulamaz^**^*^"
<'bvot, kurtuluşu yoktur o zaman.»
^'Halkın kıuuyucusu olana gelince, yere kapaklanan ^ yuma uzantm;**' vatan o olmaz elbet. Tersine, karşısındaki^ devirdikten sonra devlet arabasına o kurulur. Böylecekc^ ^ ı ken tam bir tiran olur çıkar.» "
«Başka ne lx’klenir ki?»
«Şimdi, bu adamın ve böyle bir yaratığı türeten sitenin mm ^unu inceleyelim.»
«İnceleyelim.»
«ilk günlerde önüne çıkan herkese güler yüz göstenr, iyida,^^ nır, tiran olmadığını söyler; gerek yakınlarına, gerekse halka br^jı vaatlerde bulunur, borçları erteler, halka ve gözdelerine toprak]* dağıtır, herkese karşı yumuşak ve sevimli görünür, değil mi’-
«Öyledir,» dedi.
«Ama sürgündeki düşmanlarından kimiyle uzlaşarak, kimınıiı. peleyer^'k, kurtulup da bu yönden korkusu kalmadı mı, ilk işi,ha» ı hep bir öndere ihtiyaç duysun diye, savaş çıkarmak olur.tesettür»
«Tabiî öyle olur.»
«Bunu bir de, vergiler yüzünden yoksullaşan yurttaşlar gunlui nafakalarından başka bir şey düşünemesinler, kendisini devirme» için uğraşmaya fırsat bulamasınlar diye yapar.»
«Elbette.»
«Ayrıca, boyunduruğuna katlanmak istemeyen bazı özgürkififc kimst'ler de çıkarsa, onları yok etmek için savaşı iyi bir fırsat sayar düşmanın eline düşürmeye çalışır onları. Bütün bu sebeplerden ötürü, bir tiran için hep savaş çıkarmaya çalışmak kaçımimaz bir durumdur.»
«Evet, bCiylo davranmak zorunda kalır.»
vîo’sf' kimlerde yürek, ruh büyüklüğü, akıllılık, zenginlik /jliuJunu hemen görüp anlamak zorundadır. Mutluluğu da, is-J^^z, bu çeşit insanlardan siteyi temizleyinceye kadar onların l^ljrşı savaş açmak ve tuzak kurmaktan ibaret olacaktır.» güzel bir temizleme yolu ya!»
S'd* dedim, «bu yol, hekimlerin bedeni temizlemek için baş urduilan yolun tam tersi bir yol. Hekimler kötü olanı yok eder, iyi jtmıhrdkır. O ise bunun tersini yapar.»
./Üidan elinde tutmak için başka çaresi yoktur.»
/! «Bundan sonra da mutlu bir zorunluluk çıkar karşısına: Ya bir-(ikun bayağı insanlar arasında yaşayacak, ya da yaşamaktan vaz-
-Evet, durumu budur,» dedi.
I Pelti, davranışıyla yurttaşların nefretini ne kadar çekerse, bek-Oİermin sayısını ve kendisine bağlılığını da o kadar artırmak zo-■ Tında kalmaz mı?»
I »Şüphesiz.»
■Ama güveneceği bekçiler kimler olur? Nereden getirtir onları?» «Paralarını verdi mi, kendiliğinden gelir bunlar, hem de koşa toşa.»
»Köpek hakkı için! Senin söylediklerin yabancı erkek anlar; çeşit çeşit, renk renk.»
Ben de onları söylemek istedim.»
«Öyleyse, tragedyanın genellikle bir bilgelik sanatı »ayıi^^ sı, F.uripides'in de bu sanatta hepsinden üstün tutulması değilmiş!»
«Niçin?»
«Çünkü şu derin sözü o söylemiş: Tiranlar aktlU kişilerle kon^, konuşa akıllı olurlar. Herhalde akıllı kişiler diye tiranınçuvresindt. ki bu yoldaşlara diyordu.»
«Üstelik,» dedi, «o da, öteki ozanlar da tiranlığı tanrısal bir sayar, öve öve bitiremezler.»
«O hâlde,» dedim, «tiranlığa övgüler düzen bu tragedya ozanla-nnı devletimize sokmazsak, akıllı kişiler olduklarına göre, bu ozanlar bizi ve devlet düzeni bizimkine benzeyenleri anlarlar, bağışlarlar herhalde.»
«Sanırım, anlayışı ince olanlar bağışlarlar.»
«Ama isterlerse, başka sitelere gidebilirler: Oralarda kalabahğ başlarına toplayıp güzel, gür, içe işleyici sesler kiralayıp o sitelerin yönetim düzenlerini tiranlığa ve demokrasiye doğru çekebilirler.» «Gerçekten yaptıkları da budur.»
«Üstelik bu yüzden para ve şeref de kazanıyorlar, en başta tiranlardan, sonra da demokrasilerden. Ama daha yüksek yönetim düzenlerine doğru qktıkça, değerleri azalıyor, yokuşta soluğu kesilenler gibi tırmanamaz oluyorlar.»
^^'J^ vo/daşlan, gözdeleri ve odalıklanvla birlikte baba-
y<^tahasmın demekle halkın demek istiyorsun. Öyle *^^anagetiren halk oğlunu ve yoldaşlannı besleyecek.» 'jjnek zorunda.»
' ya halk kızar da, koskoca adam olmuş bir evladın /^^gröndan geçinmesini doğru bulmazsa? Tersine, asıl oğ-/^jjfndisine bakması gerektiğini; oğlunu, büyüdüğü zaman l^mı kölelerine köle etsin diye, o bir sürü kölesi ve devşirme
■birlikte üzerine yük olsun diye yetiştirmediğini,tesettür sadece
■zenginlerin ve seçkinler denen kişilerin yönetiminden
■u/tırstndiye başa getirdiğini söylerse? Sonra da, bir babanın oğ-gıahif belası ahbaplarıyla birlikte evden kovduğu gibi, onu yol-j^nyia birlikte siteden sürüp çıkarmak isterse?»
.ijte o zaman görür gününü! El bebek gül bebek büyüttüğü bu fli«lı yetiştirmekle başma ne bela açmış olduğunu, kovmaya kal-iiftıUânyla hiç de başa çıkamayacağını anlar.»
•jMe diyorsun?» dedim. «Tiran babasına karşı mı gelir, yola getirmezse, dövmeye mi kalkar onu?»
«Evet,» dedi, «silahım elinden aldıktan sonra.»
«Desene, babasının kanına elini bulayacak bir adam bu tiran, Mşlılara bakacağına, işkence eden bir zalim! İşte bununla herkesin açıkça tiranlık dediği şeye gelmiş oluyoruz: AtasözünUn dediği pti halk, yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş, özgür adamla-« baş eğmekten kurtulayım derken kölelerin zorbalığına uğramış, i}ın ve zamansız bir özgürlüğün bedeli olarak en amansız, en acı köleliğin gömleğini giymiştir.»
«Evet, işin sonu tam buna vanr.»
-Pekâlâ,» dedim. «Artık demokrasiden lıranlığa nasıl geçildiğini I Vetiranlığın ne olduğunu yeterince anlattık divebilırir sanırım. Ne I dersin?»
' ,ykon domokr.ısı adamı olıır-düşüncemi/ huydu,., dedi. ..vıne d- hu,. >>"^1 ta adam da yaşlandı vc oğlunu kendi alışkan-
■ellili i adamin başına (iCİen oğlunun da başına geldi;
■lvc kendini başlan çıkaranlann tam özgürlük
l^^ıp M'” taşkınlığa sürüklendi. Babasıyla yakın akra-r^ürm arzuları destekliyorlar, öbürleri de aşın arzuları. ^tnii'üciJler, tiran türetidler, bu genci tutmak için başka çare
frörtince, ne yapıp yapıp, aylak ve savurucu arzuların ^(flıfnaşk tutkusunu, o kocaman, kanatlı erkek arıyı yarat-gfiçiltşiTİaT onda. Yoksa sence bu türlü insanlarda aşk bundan j^hrşeymiolur?»
ı/iıyır,» dedi, «o dediğin erkek an olur.»
arzular, bu arının çevresinde vızıl vızıl dönerek, bol tüt-ğkr. kokular, çelenkler, şaraplar ve bu çeşit cümbüşlerde kendini ^rıı zevklerle onu boğazına kadar doyurup alabildiğine büyüt-Jfcrde, birde ondaki haset, doyurulmamış özlem iğnesini uyardı-imnozaman ruhun bu sultanı, çılgınlığın desteğinde azgınlaşıp ma buraya saldınr; insamn içinde hâlâ dürüstlük \e biraz hayâ ü^an düşünceler ya da arzular bulabilirse, onlan öldürür veya ifan atar, böylece ruhu sonuna kadar boşaltıp yabandan gelme Nr plgmhkla dolduruncaya kadar sürdürür bu işi.»
•r/ran ruhlu adamın doğuşu tam da anlattığın gibidir.tesettür»
«Zaten bu yüzden aşka öteden beri tiran demezler mı?»
alışkanlıklar, ya da hor ikisi yüzünden sarhoş, âşık ve deli oIh liran ruhlu bir insan olmak için hiçbir eksili kalmamış «Orçekten öyle.»
«İşle tiran ruhlu insan böyle oluşur Peki yaşayışı nasıl ilersin?»
«Hu soruna şakacılar gibi cevap vereyim; Bunu ben değil | söyleyeceksin bana.» J
«Peki, söyleyeyim. Bundan sonra, tiran Eros'un ruhuna yerleş. | meşine ve bütün dav'ranışlanna hâkim olmasına izin veren kimsenm |
hayatında eğlence, cümbüş, kadın ve her çeşit zevk gırla gider. ;;j
«I laliyle.» f
«Peki, bu ana tutkunun yanında, her gün, her gece çeşitli ihtiyaç, | 1ar yaratan bir sürü korkunç arzu daha türemez mi?» |!
«Türemez olur mu?»
«öyleyse elindeki gelirler çabucak tükenir.»
«Elbette.»
«Ondan sonra da borçlanmaya ve anamalı yemeye başlar.» «Şüphesiz.»
«Hiçbir şeyi kalmayınca da, bu adamın ruhunda yuva yapmış o bir alay azgın arzu ister istemez bağırmaya başlamaz mı? Kendisi de, bu arzuların, hele bu bekçilerin ortasında bir önder gibi yürüyen aşkın iğnesini yiyince, azgınlaşıp oraya buraya saldırmaz, birini dolandırmaya ya da zorla soymaya kalkmaz mı?»
«Elbette,» dedi.
«Demek ki ya dört bir yandan para vurmak ya da büyük sıkıntı ve acılara katlanmak zorunda kalacak.»
«Evet, ister istemez öyle.»
«Nasıl ruhunda belirmiş yeni arzular eskilerini dize getirip sıfıra indirmişse, o da, daha genç olduğu hâlde, anasını babasını dize getirip soymaya, kendi payını yedikten sonra babasının malını üzerine geçirmeye kalkışmaz mı?»
«Hiç şüphe yok.»
«Anası babası buna karşı durursa, önce mallarını çalmaya, onlan aldatmaya çalışır, değil mi?»tesettür
