tesettür ve platon felsefe konulari

tesettür ve platon felsefe konulari

tesettür diyorki Hr şeye de ihHyacımız kalmaz. O zaman şu açık ki iyiyi ve arzulamamızın nedeni kötü ve kötülüğün çaresi olarak hastaj ama eğer hiç hastalık olmasaydı, ilaca ihtiyaç olmazdı. Bu, iyiyg„j doğası değil mi, kötülük yüzünden arada kalan bizler tarafından sevilmek? Fakat iyiliğin kendi için bir faydası yok.
-Evet sanırım yok.
-O zaman dostluğun son ilkesi, başka bir şey nedeniyle sevilenler dostluktan başka bir şey. Çünkü onlar başka bir sevilen ya da dost yüzünden seviliyorlar. Fakat gerçek dost ve sevilen için durum tam tersi; çünkü o nefret yüzünden sevilir ve nefret edilenler gittiklerinde ortada sevgi kalmaz.
-Çok doğru, diye cevap verdi:tesettür Sana katılıyorum.
-Ama, oh! Bana söyler misin, dedim eğer kötülük yok olursa, artık açlık, susuzluk ve buna benzer bütün arzular da yok olur mu? Ya da insanlar ve hayvanlar olduğu sürece açlık da mı var olur, fakat artık acı vermez mi? Ve aynısı susuzluk ve diğer arzular için de geçerli mi? Yine var olacaklar fakat kötülük yok olduğu için artık kötü olmayacaklar mı? Ya da şöyle mi demeliyim, şöyle ya da böyle mı olacak diye sormak saçmalık mı, çünkü kim bilebilir ki? Bildiğimiz Hr şey var ki, şimdiki durumumuzda açlık bizim için hem yararii hem de zararlıdır: Bu doğru değil mi?
-Ç> zaman görüşümüz değişti ve dostluğun başka bir nedeni olması gı'rektiğini kavradık, öyle mi?
-Sınırım öyle.
-Çi zaman az önce de söylediğimiz gibi, arzu dostluğun nedeni olmasın; çünkü arzulayan onu arzularken arzulananı sever, öyle ıleğil mi? Ve söylediğimiz diğer şeyler de hiçbir şey hakkında uzun bir hik.lye olmaz mı?
-Öyle.
-Fakat, elbette, dedim, arzulayan istediği şeyi arzular, öyle değil mi?
-Kvet.
-Ve arzuladığı şey onun için kıymetlidir, değil mi?
-l\)ğru.
-Ve yoksun olduğu şeyi ister, öyle değil mi?
-Kesinlikle.
-O zaman, aşk, arzu ve dostluk yaradılıştan ya da uygun olarak meydana çıkar, örneğin, Lysis ve Meneksenos bunun sonucu.
(.Onayladılar.
-O zaman, eğer siz dostsanız, yaradılıştan birbirinize uygunsunuz, öyle değil mi?
-Kibctte, dedi ikisi de.
-O zaman söyleyin, çocuklarım, birini seven ya da arzulayan hiç kıiTue, onu sevmiş, arzulamış ve etkilemiş olamaz, eğer ona, ruhuyla, karakteriyle, tarzıyla ya da görünümüyle, bir şekilde uygun değilse.
203
YPHRON’A GÎRÎŞ
Gençleri baştan çıkarmakla ve dinsizlikle suçlanan Sokra-les, kovuşturulması dolayısıyla yargıcı görmeye geldiği zaman Euthyphron'la karşılaşır. Euthyphron, öz babasım,tesettür yanında çalıştırdığı ve adam öldürmüş olan bir ırgahn ölümüne sebep olduğu için mahkemeye vermek istemektedir. Sokrates, bu davramşa şaşıp, niçin böyle yaptığını Euthyphron'a sorar. O da, dinî bütün bir kimse olduğunu, bundan ötürü başka türlü davranamayacağım söyler. Aynca, din ödevlerinin gerçek anlamım ve neyin dine uygun, neyin aykın olduğunu çok iyi bildiğini ileri sürer. Böylece diyalogun temel konusu, yani dinîn özü ve kutsallık üzerinde tartışma başlar.
Sokrates, çeşitli sorularıyla Euthyphron'u,tesettür dinîn özü konusunda bir tanını vermeye zorlar ve ard arda ileri sürdüğü tanımların yetersizliğini ortaya koyar. Sokrates, bu tartışma aracılığıyla, bir tammın nasıl yapılması ve ne gibi özellikler taşıması gerektiğini göstermeye çalışmaktadır. Diyalog bittiği zaman kesin bir tanıma ulaşılmaz ama ele alınan konu iyice irdelenmiş ve aydınlatılmış olur.
öteki diyalogların birçoğunda olduğu gibi, burada da, her şeyden önce, doğru ve sağlam düşünmenin yollan öğretilmektedir Platon'un bu diyaloğu yazarken, başka bir amacı da göz önünda
209,
EUTHYPHRON
Diyalogtakiler:
Euthyphron
Sokrates
Euthyphron - Ne o, Sokrates? Nasıl oldu da Lykeion'daki' konuşmaları bırakıp buraya, "Kral Kapısı"na geldin? Senin de benim gibi "Arkhont Kral"^ önünde bir davan olacakına bir türlü inanamıyorum.
Sokrates - Euthyphron, benim işime Atina'da pek dava denmez. Beni, ağır suçtan kovuşturuyorlar.
Euthyphron - Ne söylüyorsun, Sokrates? Seni suçlayan biri mi var? Çünkü senin birine suç yükleyeceğini aklım almıyor.
Sokrates - Doğru.
Euthyphron - Demek sana biri suç yüklüyor?
Sokrates - Evet.
Euthyphron - Kim o adam?
Sokrates - Ben de iyice tammıyorum, Euthyphron. Herhalde genç ve tanınmamış biri olduğu için... Adı Meletos' olacak: l^tthos bölgesindenmiş. O bölgede şöyle düz saçlı, .seyrek sakallı, kartal bu-
' AiıtM nın kureydoğusunda bir gezinti ve eğlence yen Burada bulunan bırluK binada, Aris-^ k*eİM, daha ionraları kendi felsefe okulunu kurmuştur
Kral, daha önce bir kralın yerine getirdiği dini görevlen devralmış bu yargıçtır ve j davaya bakar
un, Sokratesl nasıl suçladığını öğrenmek Içm Sohra»e$'ln Savuntnau'na bakınız.
runJu bir Meletc» hatırlıyor musun?
Euthyphron - Hayır, hiç hahrlamıyorum, Sokrates. Pek adam sana nasıl bir suç yükleyebilir? ‘ ***'• i
Sokrates - Nasıl bir suç mu? Bence ağır bir suç. Doğrusu bu yaşmda böyle işlere akıl erdirmesi az şey değil. Bu adam, sövl*' gine göre, delikanlılann nasıl baştan çıkanldığmı, baştan çıkaranı^ nn kimler olduğunu biliyormuş. Herhalde bilge bir kişi olsa Bu cahilliğimle kendi gibi gençleri baştan çıkardığımı fark etı^ anasına şikayet eder gibi gidip beni Devlet'e şikayet ediyor Btty ce yalnız bu adam siyaset işlerinde doğru bir yerden başlaması^ biliyor; doğru olan başlangıç,tesettür önce gençlerin iyi yetiştirilmesi ik ilgilenmektir.tesettür Nitekim iyi bir çiftçi de ilkin körpe fidanlara bakıp daha sonra büyük ağaçlarla uğraşır. İşte Meletos da büyüme çaj-lannda olan gençleri, kendi iddiasına göre, baştan çıkaran bizlen temizlemekle işe başlamak istiyor. Bu ilk işi bitirdikten sonra, emin olabiliriz ki, daha yaşlılarla uğraşacak, böylece şehre en büyük iyiliği etmiş olacak. İşe bu kadar isabetli başladığına göre sonuna kadar başarması beklenebilir.
Euthyphron - Bunu ben de dilerim, Sokrates; yalnız işin büsbütün tersine çıkmasından çok korkuyorum. Doğrusu, sana kötülük etmek (hem de itkin sana), düşünüşüme göre. Devlet in ocağını söndürmektir. Meletos’a göre, sen delikanlıların ahlâkını bozacak neler yapıyormuşsun bakalım?
Sokrates - Acayip acayip işler görüyormuşum, eşsiz dostum; insan ilk işitince şaşalıyor. Onun dediğine göre, ortaya birtakım tann-lar çıkanyormuşum Yeni yeni tanrılar çıkardığım için de eskilerini lammıyormuşum. Bana bu suçlan yüklüyor.
Euthyphron - Anlaşıldı, Sokrates. Sen her zaman, içinden bit ses, tanniık bir ses duyduğunu söylersin ya, işte Melelos'un şikâyeti bundan ileri geliyor. Seni, dinde yenilikler ortaya atmakla suçluyor. Evet, tamam; o bundan dolayı mahkeme önünde sana suç yüklemeye kalkıyor Bu çeşit suçlamalara halkın ne kadar kolay inandığını biliyor. Ben de toplantılarda din işleriyle ilgili şeylerden söz açar, olacağı önceden haber veririm de beni deli sayarlar benimle alay ederler. Oysa, önceden haber verdiğim şeylerin bir teki bile yalan çıkmaz, işin aslına bakarsan, Meletos gibileri t-'i-'im gibi adamlan kıskamrlar. Nemize gerek, onlara aJJ’rmaj^ '^arşı-tesettür sundu.