tesettür ve felsefe yapısı bilgisi

tesettür ve felsefe yapısı bilgisi

 tesettür dediki Pfaimı a göre her şevm bir ıdeaaı vardır, löifelımı ses'gının ne olduğam bJeNhnek ıçm omr arvgi yapan ideayı gOrmek yanı tek tek »evgı denia şeylerdeki ortak ynm. banların herNnni sevgi yapan şeyi; ide ayı bdıaci geretir İşte Hmcmİ'im eplcmt dedı|ı ıdealann hil^; nelık » felsefe bdp-ireoinde onaya çıkmaktadır
kJberı kjanann a phna.n kadar uzay ve zaman Inrbmndea ha-olarak kM ethhmşur (Unr. bakide var cİm sajam zaman, aid arda oluşan saymz as die gctınr) Fjnttem ne Relatbiie Kura-
Engels dc bakış tarzı olarak gördüğü metafiziği; parçalara bütünden kopuk,tesettür statik ve sonunda da çıkmaza düşecek bir bakış; anlayış olarak tanımlar.
Gerçekliğin niceliksel ve niteliksel tüm tanımlamalarına karşı çıkan Pragmatizm, Naturalizm, Existansiyalizm gibi kuramlar ise (metafiziğin tamamen tersine) sürekli bir değişim ve yaratımdan yana olarak gerçekliği belirli tanım ve sayılarla sınırlandırmamışlar ve pluralistik (çokçu) bir çizgiyi; çok seçenekli bir gerçeklik anlayışını tercih etmişlerdir.
8. EPİSTEMOLOJİ
Bilginin kaynağı, ilkeleri, yöntemi ve çeşitli bilgi alanları hakkında açıklamalar yapıp kısaca bilgiyi çözümleyen; eleştiren bir felsefe dalıdır bilgi kuramı (epistemoloji). Bilgi kuramının kurucularından Lockc’a göre bilgi kuramı “bilginin kökenini, doğruluğunu ve sınırlarını, buna göre de inanç, kanı ve yargılarımızın derece ve temellerini araştırır”. Dolayısıyla bilgi kuramının temel problemi varlığın doğru bilgisinin edinilip edinilemeyeceği-dir. Düşünce tarihi sürecinde bilginin kaynağı, doğruluğu ve geçerliliği / değerliliğine ilişkin ortaya çıkan farklı görüşlere göre usçuluk (akılcılık), deneycilik, gerçekçilik (realizm), idealizm, sezgicilik, eleştiricilik gibi değişik kuramlar ortaya çıkmıştır.
Sözgelimi bilginin kaynağını rasyonalistler (usçular) akıl, deneyciler (empiristler) deney, duyumcular (sensüalistler) duyumlar, realistler akıl ve deney, idealistler yalnızca akıl ve sezgiler olarak belirlerken, bilginin değeri konusunda ise dogmacılarla şüpheciler (septikler), nesnelcilerle (objektivistler) öznelciler (subjektivistler) ve mutlakçılarla (saltıkçılar) rölativistler (görececiler) çatışırlar. Temel problemleri İlkçağ ve Ortaçağ boyunca değişik biçimlerde tartışılmakla beraber bilgi kuramı ilk kez Yeniçağda ayrı bir disiplin haline gelmiştir. İlkçağda bilgi problemi ile ilgili tartışmanın Parmenides’le başladığını görmekteyiz.
Onun suje-obje modelinde tüm bilginin taşıyıcısı objedir.Objenin bu özelliği objeyi bilme ediminde çok daha önemlidir. Yalnızca varlık üzerine düşünerek var olanın niteliklerini belirleyen Parınenides'e göre varlık meydana gelmemiş, değişmez ve bölünmezdir. Yalnız var olan vardır ve ancak bu düşünülebilir;tesettür var olmayan yoktur ve düşünülemez de.
Sonstlerde ise tersine “insan her şeyin ölçüsüdür” dolayısıyla tüm bilgiler bilen sujenin ölçütlerine göre oluşur. İşte bu düşüncenin değişik biçimlerde Yeniçağda Descartes, J.l^cke ve I.
BİIkİ kuramının temel kavnımlan hil^i, suje, obje, doğruluk mııliaklık (saltıklık), rölativite (görecelik) ve temellendirmedir.
Suje. bilgiye ulaşmak için objeye yönelen öznedir.
Obje; sujenin bilgisini edinmek için yönelmiş olduğu her şey o(v-Sözgelimi ağaç, olgusu. Kurtuluş Savaşı, insan hakları, demokr;^ ramı suje için bir objedir. Bilginin ortaya çıkması için suje ile obje ara»^ ki ilişki temel şarttır.
Gerçeklik:tesettür insanın bilme ediminden (bilinçten) bağımsız olarak bt|-bir zaman ve mekânda var olan her şeyin ortak özelliğidir. Varlığın bir^ıjı liğidir; varoluş tarzıdır. Gerçek, iddianın konusu olan; dış (nesnel) dünyj^ bulunan şeydir.
Doğruluk: bilginin, bilgisi edinilen (gerçek varlığa ilişkin) objeyle çakışmasıdır. Doğruluk, zihnin ürettiği önerme (yargı) gerçeklikteki ot^ duruma tam olarak uyduğunda ortaya çıkar. Gerçeği yansıtan önerme dcç^ ru, yansıtmayan ise yanlıştır. “İnsan ölümlü değildir” önermesi gerçekiıkk örtüşmediği için yanlıştır. Doğru, gerçeğe (gerçekliğe) uygun olan demektir
Yine bilgi kuramı kapsamındaki bir diğer kavram çifti ise mutlaklık göreliliktir. Mutlaklık: kendinden, kendiliğinden var olan ve kendiliğindei bilinen, değişmeyen hep aynı kalan şeylerin bir nitelemesi olup, görelilik!* niteliklerin tersini içeren bir nitelemedir. Yani, başka bir şeye bağlı olarat var olan ve bilinen, değişebilen şeydir göreli olan.
Temellendirme; ileri sürülen bir sav; bilgi için dayanak, gerekçe bulmaktır. Temellendirmenin basamakları; ilgili konuyu derinlemesine, genişlemesine araştırmak; incelemek, çözümlemek (analiz), gerekçeleriyle betimlemektir (açıklamaktır).
Kuramının Temel Soruları ve Temel Problemleri
Bilgi kuramının temel soruları; bilginin kaynağına ilişkin sorular (bilginin kaynağı nedir?, bilgilerimizin kaynağı deney mi?, akıl mı?, sezgiler mi?) ile bilginin değerine ilişkin (var olanların doğru bilgisine ulaşmak mümkün müdür?, bilgimiz kesin midir?, kesinliğin ölçütü nedir?) sorulardır.
Epistemolojinin en can alıcı problemleri "ne biliyorum?” ve "nasıl biliyorum?" dur. İlk soruda sorulan bilme edimiyle ulaşılan sonuç; ürün olup, ikinci soruda ise sorulan bilme ediminin izlediği süreçtir yani hedeflenen
sonuca ulaştıran yoldur; metottur. Bilgi kuramcısının yanıt bulmaya çalıştığı ' "bilinen nedir?" "oe zaman bilinir?". "Irîrr, t,;ı:-------------»..
"bilebilir miyiz?", "bilinen nedir?" "ne zaman hılımr?”, "kim biliyor?" veya "kim bilebilir?" soruları içinde "nasıl biliyoruz? sorusunun ayrı bir önemi vardır. "Bilebilir miyiz?" sorusuna düşünce tarihi içinde verilen yanıilar-tesettür sundu.