tesettür ve platon felsefe
öyle olacak tabiî,» dedim, «Musa değiller mi?»«Peki, daha ne derler?»
«İkilik bir kere baş gösterdi mi, demir ve tunç soylular zenginleşme, toprak, ev, altın, gümüş edinme sevdasına kapılırlar; altın ve gümüş soylular ise,tesettür yoksul değil, yaradılıştan zengin olduklan için, erdeme yönelir, eski devlet düzenini korumaya çalışırlar. Bir sürü zorbalık ve çatışmadan sonra uzlaşmaya varılıp toprak ve evler ele geçirilir, bölüşülür. Eskiden yurttaşlarını birer özgür insan, dost ve besleyici olarak koruyan kimseler şimdi onları boyunduruk altına alır, uşak ve köle hâline getirirler; kendileri de yine savaşla uğraşır, uvTuklarmm başında bekçilik ederler.»
«Hvet,» dedi, «değişme herhalde bundan doğar.»
«Peki,» dedim, «böyle bir yönetim biçimi aristokrasi ile oligarşi arası bir şey olmaz mı?»
4ştü dcfeişmc böy\c o\ur^ Ama yem Şüphesiz bir yandan önceki devlet dUwniW, yi iakiit eder, ama kendine özgü bir yanı dar''*'<I‘‘ «Evet.»
«Yöneticilere saygısıyla, savaşçılarının '
öteki kazanç getirici meslekleri küçümsemesiyiç taklaşa yemeleriyle, beden eğitimi ve savaş uiiı^\ düzenini andırmaz mı?»
«Bu çeşit insanlar, oligarşik devletlerin yurttaşları gibipau j^^ düşkünü olurlar. Altın ve gümüşe karşı içlerinde kıskanabiltu4^ b vardır, çünkü servetlerini gizli yerlere ve özel hâzinelerine
1ar; gerçek birer aşk yuvası olan, duvarlarla çevrili evlerindeIum lanna ve gönüllerinin dilediğine bol bol para harcarlar.» | «Çok doğru,» dedi.
«Parayı çok sevdikleri ve gizledikleri için cimri olurlar, hınlaı m doyurmak için başkasımn malını har vurup harman savuıuılî Zevklerine koşarken de gizli kapaklı davranırlar, babalanna gbnı memek isteyen çocuklar gibi yasanın gözünden kaçmak isterleı l ise, inandırmaya değil, zorlamaya dayanan, gerçek Musa'yı, ya diyalektik ve felsefe Musa'sını ihmal eden, müzikten çok idmaı önem veren bir eğitimin sonucudur.»
«Tam da iyi ile kötünün karıştığı bir devlet bu anlattığın,» dec «Gerçekten kanşıktır,» dedim. «Onda tam belirgin tek biı yt vardır, o da öfkeli yanının ağır basmasından ileri gelir: Üstünlük' şeref kazanma hırsı.»
«Hem de büyük bir hırs!» dedi.
-İste bu yönetim düzeninin kaynaf. -e özelliği bu Ben sim bunun ay nnhii bir resmini değil, sadjA
l^an bu taslak bil
en doferu adamla en eğri adamı tan^
Devle» • Vm Kı».»p
Mtün devlet biçimkmni ve bütün insan karakterim .turnadan anlatmak çok uzun bir iş olur.»
biçimine karşılık olan insan hangisidir, nasıl ^ Ut.İİCT' nedir?»
'^mbuiasanbizimGlaukon’a benzer,» dedi Adeimantos,
^ujjıbe»an kazanma tutkusu bakımından.» e
.ItIkı bu bakımdan benzer,» dedim. «Ama bence şu özellikleri ^jmautanonun tabiatı Glaukon’unkinden farklı.»
.Hınş özellikleri bakımından?»
tesettür .luinMndaha kendini beğenmiş olur; Musa'ları sevse de onla-jıJıha yabancı kalır; konuşma dinlemekten hoşlanır, ama kendisi 1^ konuşmasını hiç beceremez, iyi eğitim gören bir kimse gibi 549 UiHen küçümsemekle yetineceğine onlara sert davranır, özgür in-«ıİMi karşı yumuşak, yöneticilere karşı çok uysal olur. Kumanda «fnef mevkilerine gelme hırsı taşıdığından bu mevkileri güzel ko-TUjması ya da buna benzer bir niteliği ile değil, savaş ve askerlikteki taşanlanyU elde etmeye çalışır; idman ve ava da çok meraklıdır.»
•Evet, bu yönehm biçimine uyan insan tipi de bu.» b
«Böyle bir adam,» dedim, «gençliğinde parayı, malı küçümseyebilir, ama yaşı ilerledikçe mala mülke, düşkünlüğü artar; çünkü tabiatı onu cimriliğe iter, erdemi de, en iyi koruyucudan yoksun üu|u için, içten değildir.»
•Hangi koruyucu?» dedi Adeimantos.
«Müzikle birleşen akıl,» dedim. «Yalmz o, insanın ruhunda yer edip erdemini ömür boyu koruyabilir.»
•Güzel söyledin.»
«İşte timokratik siteye benzeyen şeref, mevki düşkünü gencin iyarakteri bu.»
«Doğru.»
«Bu gencin yetişmesi aşağı yukarı şöyledir. Babası, kötü yöneti-bn bir sitede yaşayan, şandan şereften, devlet görevlerinden, davalardan, bütün bu türlü başağnsı işlerden kaçan, başını derde sokmamak için alçakgönüllü bir hayata razı olan iyi bir adam olabilir.»
«Peki, nasd yetişir bu çocuk?»
dedim, «anasmm babasından yakındığım duyar; Ka-let büyükleri arasında yer almadığından, kendi-
s\mn bu yüzden öbür kadınlar yanında ku yt yanar; k^asının zenginleşmeye çalışmadı iı;ln mahkemelerde, ne de Halk Kurulu'nda yırt»^ ■ idinden, lxSyle şeylere aldırış etmediğinden dem kendi düşüncelerine dalmış, bana hor bakmıyor
miyof diye söylenir. Bütün bunlardan yennip oğluıu' kek olmadığını, çok gevşek yaradılışlı oldu^nu söyl^^. bu gibi hâllerde sıraladıklan daha bir sürü lafı dökaoı^]^ «Evet, kadınların huyu boyledir, sonu gelmez bu Adeimantos.
«Bilirsin,» dedim, «bu ailelerde iyi niyetli görünen 1 çocuklara bazen gizlice böyle şeyler söylerler; efendilennmh^l borcu olan ya da kötülük eden birinin ardına düşmedi^ |
550 mi, oğlana, 'büyüyünce bu adamlann cezasım sen ver, hilı^tesettür' daha erkekçe davran' derler. Oğlan sokağa çıkınca da yine ' benzer sözler işitir, sitede sade kendi işleriyle uğraşanların b«(i^ ve değersiz sayıldığım, başkasının işiyle uğraşanlarınsa övülöp^ celtildiğini görür. O zaman bir yandan bütün bunlan duyanvt^ ren, bir yandan babasının öğütlerini dinleyen delikanlı, babasîr yaptığı işleri de yakından görüp başkalarının yaptıklanyla b laşünr; böylece iki etki arasında gider gelir;tesettür babası onun ruhunk akıl kesimini besleyip geliştirir, başkalarıysa arzularını vetutkı^ nnı. Yaradılışı kötü olmayıp sadece kötülerle düşüp kalktığı içr kendisini çeken iki taraf arasında ortalama bir yol tutar, ruhu» yönetimini ara ilke olan üstünlük ve öfke ilkesine verip kibirli, şeif düşkünü bir insan olur.»
«Bu çeşit insanın oluşmasını bence çok iyi anlattın.» c«Böylece ikinci devlet biçimiyle ikinci insan tipini görmüş ol-
<vw» da birbirletvmlen göre göre birbirlerine özene özene, ço-da kendilemv benzetirler»».
^ W olsa gerek »
‘ krtık bundan scro-a, kazanç hırslan arttıkça artar, paraya düş-dNtıklen arttıkça da erdeme do^r vermez olurlar. Çünkü zen-3saklf erdem arasında şu aynhk vardır ki bunlan terazinin kefe-'em koyduğumuz zaman hep biri aşağı iner, öbürü yukan çıkar.
-\k değil mi?»
•abettc.»
Ehilde, bir sitede zenginlik ve zenginler el üstünde tutulunca, ssı ffkm ve erdemli insanlara değer verümez .»
«Böyle bir devlet kendi içinde bir tek değil, ister islemez çifttir fc 1 yanda yoksulların devleti, öte yanda zenginlenn devleti. Ayniş rakta yaşayan bu iki stnıf durmadan birbirinin kuyusunu kazar-«Zeus hakkı için, bu kusur da öbüründen aşağı kalmaz.» da iyi bir şey mi: Bu azınlık yönetiminin başındakiler heno hemen hiç savaş yapamazlar.tesettür Çünkü bunun için kalabalığı alahlan-dırsalar, düşmandan çok ondan korkarlar; silahlandırmasalarsavı; alanında da gerçekten azınlık kalırlar! Üstelik bunlar, servetl«inır üzerine titrediklerinden, savaş giderlerine de katılmak elinden çıkardıktan sonra o insanın sitede
>^'^İas.na, ne tüccar, ne usta, ne atlı, ne de yaya asker yoksul ve sefil olarak yaşamasına izin vermek.» gerçekten ilk önce oligarşinin başına gelir.» yönetimlerinde bunu önlemek için hiçbir şey yapmaz-*^Lmıafin ölçüde zengin, kimi de kuru ekmeğe muhtaç ^olmazdı.»
hr de şunu düşün: Malını mülkünü elinden çıkaran o ^ zenginken, malını harcarken, siteye şimdi söylediğim işler ^;g0)dsn daha yararlı mıydı, yoksa devletin önderleri arasında ^T8rt* de, gerçekte yöneticilikle, devlete hizmetle hiçbir ilişiği ol-sırf tüketici bir kimse miydi?»
-ûtnlnüşünün tersine, hazır yiyiciden başka bir şey değildi.»
.ftkı, böyle bir adama, bir petek gözü içinde doğup da bütün İfmh baş belası olan erkek an gibi, bir ev içinde doğup devletin İMŞM bela kesilen erkek an desek doğru olmaz mı?»
•Elbet doğru olur Sokrates.»
•Peki şu da doğru değil mi Adeimantos: Tann, kanatlı erkek anin hepsini iğnesiz yaratmış; ama iki ayaklı erkek arılann kimini (pKsız yaratmış, kimini de korkunç iğnelerle donatmış, iğnesizler , .'üHirfenıun sonunda dilenciliğe düşer, iğnelilerse haydut olur.»tesettür sundu.
