tesettür ve felsefe yapısı konulari

tesettür ve felsefe yapısı konulari

 tesettür dediki Bir şeyin bilgisine aklı kullanmadan sezgiyle ulaşıl,ıbilcceğini savunan bu görüşe göre; doğru bilgilere analiz ya da kanıtlama yoluyla değil dolayımsız bir kavrayış olan sezgiyle ulaşılabilir. Bu genel anlamdaki sezgiciliğin yanı sıra diğer sezgicilik türleri şunlardır;tesettür gizemci sezgicilik, entellektüel sezgicilik; estetik sezgicilik, ahlaki ve deneyinısel sezgicilik. Sözgelimi, gizemci sezgicilikte kişinin sezgi yoluyla tanrı gibi kutsal varlıkla doğrudan ilişki içine girdiği öne sürülür.
**Âdemoğlu, sanu ne önceden belirlenmiş bir konum, ne ö/cl bir bakış no de özel haklar verdini, sen bunlara karar ve seçiminle sahip olabilirsin. Dıinva üstündeki varlıkların doğasına ilişkin var olun sınırlamular benim kanunlarımın bir sonucudur. Verdiğim ö/Kurlıığü. bir enf;elle kısıtlamaksı-zın kendi doğanı helirleveceksin.tesettür Seni dünyanın merkezine koydum, öyle ki bu noktadan dünyadaki en iyi olanı Ktın'bilınelisin; seni ne dünyalı ne de öbür dünyalı, ne olumlu ne de ölümsü/ yarallım, (izgür bir sanatçı gibi sen kendi biçimini kendin kanır vererek ayırdedici özelliklerinle oluşturmalısın."
Rönesans, klasik dönemden esinlenmekle birlikte geçmişin avmı şekildeki tekrarı değildir; klasik dönemde ortaya çıkan,
Orta Çağda yok olan insansal yetilerin, güçlerin geliştirildiği ve bu düşüncelere yeni yorumların getirildiği bir dönemdir.
Başka deyişle hümanistler Orta Çağ mirasını reddederler ve bunun yerine klasik dünyayı kabul edip Önemserler ve onlara göre eğitilen insana en çok yakışan, onun özgürlüğünü sağlayan konular; elik, politika, şiir ve retorik (güzel söz söyleme sana-tı)’tir.
Gaiileo
Rönesans hümanizminin, modern bilimin doğuşunu hazırlayan şartlardan biri olduğu kabul edilir, "l^ski Çağa dönüş’' olgusu, yüzyıllar boyu ihmal edilmiş olan, Pyhtagorascılann güneşin merkez olduğunu kabul eden felsefeleri, Arehimedes, Hipokrales ve diğer Yunanlı fizikçilerin eserlerinin yeniden gündeme gelmesini sağlamıştır. Hümanistlerin yeniden canlılık kazandırdığı Platoni/m ve Pythogori/mden I.eonardo Oa Vinci, Kopernik (Copernicus) ve Gaiileo etkilenmişler; doğa matematik diliyle ifade edilmiş ve sonuçta doğayı anlamak için matematiğin dilini öğrenmek gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu donemde deneylerle mevcut bilgilerin sorgulanması ve Aristoteles'in yapıtlarının gözü kapalı bir şekilde izlenmemesi gerektiğine inanılmıştır ki bu durum Aristoteles'in otoritesine duyulan güveni sarsmış, zayıflatmıştır. Başka bir deyişle, insan arlık içinde yaşadığı doğayı; doğanın insanoğluna sağladığı araçlarla birlikte sorgulama, onu bu yolla anlayabilme ve kontrolü altına alına inancına -güvenme- sahip olmaya başlamıştır.
1500'lu yıllarda Avrupa'da astronomi ve bilim dünyasındaki en önemli gelişme PolonyalI Kopernik (Copernicus) ile sağlanmış, ileri sürdüğü “güneş merkezli gezegenler sistemi" ile gök biliminde önemli bir çığır açılırken
52 I FEISEFİYAT
kilisenin de bilim üzerindeki dogmalara dayalı denetim gücü zayıflamıştır. Kopernık bazı (Dünya döndüğü halde havaya atılan bir cisim nasıl aynı noktaya düşmektedir?. Dünya nasıl rüzgar yaratmadan döncbilmektedir? gibi) sorulara yanıt verememiş, bu sorulara Kopernik'ten sonra gelen Kepler, Galileo ve Newton tarafından yanıtlar verilmiştir.
Dogmatik düşüncenin ve otoritelerin bilime olan olumsuz etkilerine tarih içinde hem batıda hem de doğuda zaman zaman rastlanmıştır. Buna bir örnek de Osmanlı Döneminden verilebilir, lö.yüzyılda önceleri namj vakitlerini, kıbleyi belirlemek ve takvimin oluşturulması için gök <biluu gözlemlerinden, ölçümlerinden yararlanılmış daha sonra gök bilms Takiyüddin tarafından İstanbul rasathanesi kurularak 1575-1580 yıllan arasında burada gözlemler yapılmıştır. Avrupa'da da DanimarkalI Tycho Braht 1576 yılında ilk rasathaneyi kurmuştur.
Takiyüddin rasathanedeki dokuz gözlem aracını bizzat kendisi yapraş ve çalışmalarının yer aldığı el yazmalannın orijinallerinin büyük bir kısmı bugün elimizdedir. Bilgin o dönemde nitelikli gözlemler yapmış ve .son derece hassas gözlem kataloglan hazırlamıştır. Ancak Padişah III. Murat'ın emriyle kurulan rasathane yine aynı padişahın emriyle yıktınimıştır.tesettür Yıkımın asıl nedenine ilişkin fazlaca bilgi olmamasına rağmen, bazı belgelerde rasathanenin yıkılışında 1577'de gözlenen kuyruklu yıldızın ve 1578'de baş gösteren veba salgınına dayalı söylentilerin şüpheleri artırdığı ve şeyhülislam Kadı Zade Ahmet Şemsettin Efendinin de bu görüşleri desteklemesiyle ra.sathanenin yıkımının emredildiğine ilişkin bilgiler yer almaktadır.
Tabii bu konuda asıl şanssızlık Takiyüddin gibi bir bilim adamının arkasından Kepler gibi bir bilimcinin gelmeyip yapılan çalışmaları geliştirebilecek bir bilim geleneğinin yaşatılamayışıdır.
Olguların, bilimsel düşünce ve yöntemin keşfedilip benimsendiği I9.yu/yılda bilimsel bilgi çok önemlidir. Bu dönemin evren anlayışına göre kozmos, nesnel bir uzay ve onunla bağlantılı olarak nesnel bir zaman içinde oluşmuştur. Uzay; birlikte var olan sayısız ve sonsuz nesnelerin evrensel dağılımını, zaman; art arda oluşan sayısız ve sonsuz olguların evrensel gelişimini dile getirir. Albert Einslcin’a (1879-1955) gelinceye kadar uzay ve zaman birbirinden bağımsız, ayrı kategoriler olarak kabul edilmiştir. E.ınslein ise Rölativite Kuramında; maddç^^ 't- uzay ve z.amanın ilişkisini vc birliğini kanıtlamıştır.tesettür sundu.