tesettür ve felsefe yapısı konusu

tesettür ve felsefe yapısı konusu

 tesettür dediki Kültür ve tarih dünyası, bütünüyle yaşamı ortaya çıkaran edimsellik lenıde bulunma, insanın kendini gerçekleştirip, böylelikle de kendisini^ nıınlama / tanımlanma olanağı yarattığı için Hegel'e göre çok önemli ı,, insansal tutumdur. Bu tutumla özgürlük, gizil güç (polens), kavram olnn tan çıkarılıp yaşamda gerçekleştirilmektedir.
<• Fmprizim (Deneycilik)
Doğru bilgilerimizin kaynağının duyumlarımız,tesettür gözlem ve deneyleriıns olduğunu, dolayısıyla doğuştan bilgilerimizin olmadığını .savunan empirizın bilgimizin kaynağının duyumlar ve deney olmaksızın yalnızca akıl olduğum ileri süren rasyonalizme karşı çıkar. 17. ve 18. yüzyıllarda Ingiltere de ortayı çıkan empirizmin en önemli temsilcileri John Locke, David Hume vt IJıomas Hobbes’dur.
❖ John Locke (1632-170-4)
Locke'a göre, üç tür bilgi vardır;tesettür ilki sezgisel bilgi olup bunun kesinliğinden şüphe etmeyiz. İkincisi ispata dayanan bilgidir; bunda da bir sezgiden hareket edilip sezgiler zinciri kurularak ve gözleme dayanılarak bilgiye ulaşılır. Ancak bu bilgide, sezgiler zincirini kurmak kolay bir iş olmayıp, sezgiden emin olduğumuz halde, bağlantıyı yanlış kurmak mümkündür.
L'çüncüsü ise duyusal bilgidir.
Locke'un "İn.sanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme" (1960) adlı eserinde dile getirdiği bu düşüncelerinin temelindeki esas tez, tüm bilgilerimizin deneyle başladığı ve bu deneyle edinilenlerden başka zihinde önceden hiçbir şeyin bulunmadığıdır. Bilgimizin tümü tekillerle başlayıp tümelin bilgisi haline gelir. Locke'a göre insan zihni, bilgilerle dolmadan önce boş bir levha gibidir (Tabula Kasa). Dış dünyadan algılanan her şey (tekiller) bu boş levhaya bir çizik atmak, yani zihne bilgi kazandırmak demektir.
Aristoteles ve Flaton'un rasyonalitcyc verdiği öneme karşılık Locke, rasyonelliğin ampirizmle birlikte, bilgi üretmede önemli bir fonksiyon yüklendiğini savunur. I,ocke'un düşüncesi doğrultusunda bilgiyi, var olanların zihinde oluşturduğu bir iz (kavram veya kavramlar zinciri), bilgilenmeyi ise bu izleri zihnin kazanması olarak saptadığımızda, öğretim de çeşitli yöntemlerle bireylerde bu kazanımın sağlanması olarak tanımlanmakta-
Fetsffemn kimuhn I 43
dır \hx\İ i>ğrctim bir yerde, boş levha olarak görülen zihinlere »;İ7gi çiz* me (bilgi dcpt^lama) işidir. Bu kazanımda (bilgilenmede) "ben'’ (sujc), dışında nc varta hepsini (bu arada kendisini de) nesne (obje) edinir VTC bu edinimin sonucunda zihin bilgilenir.
❖ /İflvirf Hume (1711-1776)
Empırizmin diğer önemli temsilcisi olan Hume.tesettür bilgilerimizin deneyimlere dayandığım, doğuştan bilgilerin olmadığım söyleyerek rasyo-naKzmi \x “nedensellik ilkesini” eleştirir. Nedensellik ilkesine göre “Her şeyin bir nedeni vardır s'e belirli şartlar altında aynı nedenler aynı sonuçlan doğururlar." ve bu ilke düşüncenin bilimsel açıklamaların dayandığı apaçık ilke olarak kabul edilir, iki olay arasında böyle bir nedensellik ilişkisi olduğunu nereden bildiğimizi, bu ilkenin kesinliğinin nereden geldiğini araştıran Hume'a göre, bu ilkeyi deneyden önce,
>ani apriori olarak bilemeyi/, yani herhangi bir nedenin içinden sonucunu (etkisini) çıkarmamız mümkün değildir (.Apriori önerme; doğru ya da yanlış olduğu deneye başvurulmadan, tecrübeden ba-ğımsu olarak bilinen önerme. Aposteriori önerme; doğruluk ya da yanlışlığına deneye başvurulmaksızın karar verilen önerme).
-i
Söz gclimi “Sıcaklık madenleri genleştirir." bilgisini ele alırsak, burada sıcaklık “neden”, genleşme ise “sonuçtur". Deneye başvurmadan sadece sıcaklık kavramından hareketle genleşme sonucuna varılamaz, öyle ise bu ilke hakkında deney-öncesi (apriori) bilgimiz yoktur. Çünkü deney, o neden sonucun sadece belirli bir zaman aralığında art arda geldiğini bize gtiste-lir. Bu iki olgu her zaman bir arada ortaya çıktığı için aralarında bir nedensellik bağlantısı olduğuna inanırız; bu kesin bir bilgi olmayıp bizde alışkanlık haline gelmiş bir bilgidir.
Doğa bilimlerinin temellerini sarsmış olan Hume'un bu eleştirisi bir çok filozofun düşüncelerini etkilemiştir, bunların başında da I. Kant gelmektedir. Ayrıca düşünceleri Hcisenberg'in "belirsizlik” ilkesinin de bir ön adımını oluşturmuştur.
r>«hi çok siyaset felsefesi alanındaki görüşleriyle ün kazanna H«»*>bes empirist bir bilgi görüşüne sahiptir. Ona göre bilgi, kaynağl\^
Mtçtan İtibariyle etnpinktir, zaman ve mekan yalnızca hayali tasarımla,^
Felsefe iae nedenlerden sonuçlan, sonuçlardan da nedenleri çıkarsama kyctıdir. Tümeller problemi söz konusu olduğunda nominalist (adcı)>^ tavır takman HoMres’a göre cins isimler dışında ve ötesinde, zihinden^ ğınmz olarak var olan bir genellikten söz edilemez; başka bir deyişle, ^
«iqt. gerçeklikte var olan bir genellikten söz edilemez; gerçekten var olanla yalnızca bireyler, tek tek nesnelerdir. Genellik, nesneler arası benzerlildei, dayanan ve bundan dolayı ortak bir ad ile ifade edilen bir olgudur.
Dünya, mekanik hareket yasaları tarafından yönetilen cisimlerden ob %ur İnsan ve hayvan da bu yasalara bağlıdır. Bu nedenle dünyada ruh. melek, Tanrı diye bir şey yoktur; bunlar imgelem ürünüdür. l'.,vrende tözolarb yalnızca madde vardır.
Kritisizm (Eleştiricilik)
Felsefesini hem deneyciliğe hem de rasyonalizme dayandıran krıtısızn* göre doğru bilgilere ulaşabilmemiz için deney, gözlem ve akla bir aradı gereksmimımiz vardır.
❖ Immanuel Kant (1724-1804)
IH.yuzyılda insan aklını eleştiren ve akla, ilkelerden (kategorilerden) oluşan bir düzen getiren KanCın düşünceleri diğer idealist kuramlardan farklı ohıp transandantal idealizm adım almıştır.
Onun problemi, bilimsel bilgi ve aklın sınırlarının nereye kadar iş gördüğüdür.tesettür Kant insan aklının kendisi ile dış dünya arasındaki ilişkiler üzerine düşünmeye “transandantal düşünme” der. Felsefesine bilme gücümüzün incelenip elcşfirilmesiylc başladı^ için Kant’ın felsefesi “eleştirici" (krnik) felsefedir. f)na göre akıl, anlama yelisinın kuralları- f nı ilkeler halinde toplayıp bilgi sağlar. Hilgimi/in ^ nesnesiyle var olan nesne aynı şey değildir. /\klımi7 anlama yelisininl apriori (genel ge<;er ve /orunlu) bitjıınlcrı olan kategoriler aracdığıyU dtınysya ait dağınık i/.lcnımlerımr/ı belirli bir du/onc sokmakladır.
Ftkrfenin Konulan I 45
Kanl'a göre "<^rusü7 (deneysiz) kavramlar boş. kavramsız görüler kördür.”
Kant, bu kategorileri şöyle belirlemiştir;
I. Nicelik (birlik, çokluk, tümlük)
II Nitelik (gerçeklik, değilleme. sınırlama)
III. Bağlantı (Töz-ilinek. nedensellik ve bağımlılık, karşılıklı etki)
IV'. Kiplik (olanaklılık-olanaksızlık, var olma-var olmama, zorunluluk-rastlantısallık)
Suje (akıl) dış dünyadaki herhangi bir objeyi, örneğin elmayı bu kategorilere şöyle yerleştirir elma 1. kategoride birlik, II. kategoride gerçeklik, III. kategoride töz-ilinek. IV. kategoride ise var olan konumundadır. Kant'a göre, sentetik apriori (özneye kendi dışından bir yüklem bağlanan, genel geçer) bir yargı olan "Her değişmenin bir nedeni vardır." ilkesinin ise kategorilerdeki konumu şöyledir I. kategoride tümlük, II. kategoride sınırlılık, III. kategoride nedensellik, IV. kategoride zorunluluk.
.Vnlama yetisinin bu zorunlu, genel kavramları olan kategoriler, duyumla gelen izlenimleri nesneler bilgisi haline getirirler ki bu bilgi de tecrübedir. Özetle, Kant'a göre bilginin ortaya çıkması için birinci adım; nesnelerin algılanması (duyusallık yetisi). İkinci adım; bu algıların kavramlar haline getirilmesi (anlama yetisi), üçüncü adım da; bunların ilkeler (kategoriler) altında toplanmasıdır, işte bunu yapan da ilkeler yetisi olan akıldır. Ama bu kategoriler deneyden önce vardır ve izlenimlere bu kategoriler aracılığıyla bir düzen veririz.
O zamana kadarki yaygın anlayışı altüst eden düşüncelerini ”Kopernikus Devrimi" ne benzeten Kant, rasyonalist felsefeyle empirist felsefenin bir sentezini yapmış, fenomenal gerçeklikle (duyular aracılığıyla ulaşılan gerçeklik) numenal gerçekliği (duyusal olmayan, akılla ulaşılabilir gerçeklik) ayırmıştır.tesettür sundu.